Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından bu yılın teması “Yaşanmış Deneyimler Duyuldu: Gerçek Sesler, Gerçek Değişim” olarak belirlenirken, Türkiye’de ruh sağlığı alanında faaliyet gösteren meslek örgütleri de ortak bir açıklama yayımladı. “Ruh Sağlığı Haktır” başlıklı açıklamada, ruhsal sıkıntı yaşayan bireylerin kendi yaşamları ve iyileşme süreçleri hakkında söz sahibi olması gerektiği vurgulandı.
Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Psikologlar Derneği ve Türk Tabipleri Birliği’nin de aralarında bulunduğu kuruluşlar, ruh sağlığının yalnızca hastalığın yokluğu ya da toplumsal normlara uyum üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Açıklamada, yoksulluk, güvencesizlik, şiddet, ayrımcılık, afetler ve ekolojik yıkımın insanların ruhsal dünyasını doğrudan etkilediğine dikkat çekildi. Ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca hastalıkların tedavisiyle sınırlandırılamayacağı ifade edilen açıklamada, herkesin eşit, ücretsiz, erişilebilir, nitelikli ve toplum temelli hizmetlere ulaşmasının bir hak olduğu, bu hizmetleri sağlama sorumluluğunun ise devlete ait olduğu kaydedildi.
‘İNSANI HASTA EDEN KİMLİĞİ DEĞİL, DIŞLANMA’
Ortak açıklamada, bireylerin kimliklerini özgürce yaşayabilmesinin ruh sağlığının temel koşullarından biri olduğu belirtildi. Cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, etnik köken, inanç, engellilik veya ruhsal tanı nedeniyle maruz kalınan ayrımcılık ve damgalanmanın ruh sağlığını olumsuz etkilediği ifade edildi. Açıklamada, ayrımcılığın depresyon, kaygı bozuklukları ve intihar riskini artırdığına işaret edildi.
BİLİMSEL BİLGİYE ERİŞİM ENGELİNE TEPKİ
HAK TEMELLİ RUH SAĞLIĞI POLİTİKASI ÇAĞRISI
Ortak açıklamada beş temel talep sıralandı. Meslek örgütleri, erişim engellerinin kaldırılmasını, ruh sağlığı hizmetlerinin birinci basamaktan itibaren ücretsiz ve erişilebilir biçimde sunulmasını ve hizmet alanların kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğramamasını istedi. Ruh sağlığı politikalarının, ruhsal sıkıntı yaşamış kişilerin, yakınlarının ve meslek örgütlerinin katılımıyla hazırlanması gerektiği belirtilirken, katılımcı bir süreçle hak temelli ruh sağlığı yasası oluşturulması çağrısı yapıldı. Ayrıca yoksulluk, güvencesizlik, şiddet ve ayrımcılık gibi ruh sağlığını olumsuz etkileyen toplumsal koşulların halk sağlığı sorunu olarak ele alınması istendi. Türkiye’de ruh sağlığı alanında faaliyet gösteren kuruluşlar, herkesin ihtiyaç duyduğu hizmete ulaşabildiği, kimsenin kimliğini gizlemek zorunda kalmadığı ve bilimsel bilginin engellenmediği bir toplum için mücadeleyi sürdüreceklerini bildirdi. Açıklama, “Gerçek sesler duyulmadan gerçek değişim olmaz” mesajıyla sona erdi.